Bireyin kronolojik yaşı, ölçülen zekâ düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısının beklenenin önemli derecede altında olması ile tanımlanır. Okumayı öğrenirken çocuk önce seslerle (fonem) harfl er arasında bağlantı kurmayı öğrenir, böylece yazılı sözcükleri tanıyabilir. Yeterince sık tekrarlanırsa sözcüğü bütün olarak görmeye başlar ve bir süre sonra sözcükler otomatik olarak tanınır hale gelir ve okuma ile eş zamanlı olarak düşünceler sıralanır, bu sayede çocuk okuduğu metni anlayabilir. Bu düzeye genellikle üçüncü sınıfta ulaşılır. Bunedenle birinci ve ikinci sınıfta okumada zorlanan çocuk esas güçlüğü üçüncü sınıfta, hızlı okuması ve okuduğunu anlaması beklendiğinde yaşar. Okumayı sevmeme, okumaktan kaçınma ve yavaş okuma, okurken sözcük ve satır atlama ya da aynı sözcük veya satırı iki kez okuma, yazılandan farklı sözcük okuma, sözcüklerin içindeki harfl eri karıştırma, okuduğunu anlayamama en sık rastlanan belirtilerdir. Okuma bozukluğunun derecesi zekâ düzeyi ile birlikte değişkenlik gösterir. Zekâ düzeyi yükseldikçe okuma bozukluğunun fark edilmesi gecikebilir.